Sintaks Nedir ? Başı kel midir ? - Blogcu


image hosting

Sintaks Nedir ? Başı kel midir ?

6/6/2006 - HİPNOZ

 

 

Gözler kalbin aynasıdır derler ya hani..

Bizim aynamız biraz mozaik tadında ! Yoruma açık ve biraz savruk. Ama temiz. Öyle değil mi nono ? Geçmişten geleceğe ışık hızıyla yol alıyoruz farkında değiliz..Yüzümüzdeki çizgiler hep mi vardı ? Ya gözlerimizdeki parlaklık eski gücünde mi ? Kafamızdakiler saklı değil artık..İçimiz dışımıza mı geldi ? Yoksa içimiz dışımız bir mi ? Birinin gözlerinin içine bakarak konuşmayalı ne kadar oldu ? Şimdiki gibi bakamadınız mı yoksa hiç ? Bakmayı değil - görmeyi deneyin. Işıkların  gözlerinizi kamaştırmasına izin vermeyin...

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


28/5/2006 - AŞK BİR KUMAR MIDIR ?

Korkuyu hafifletmek nedir,bilir misiniz ?

Öncesinde bir korku mu lazım yoksa ?

İşte En tatlı korkumuz AŞK...

Bütün yalınlığıyla, karmaşık dünyamızda..

Neden ; Çıkmaz, acı, imkansız, çelişki, çok güzel, çok tatlı,

bir felaket, yoktur, vardır gibi tanımlar yapılır onun hakkında. Neden biliyor musunuz ?

Biz neysek AŞK  O'dur aslında..

blog Layouts


                                                            
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


22/5/2006 - NERDEYİM BEN ?

  • Ne ilginç başım dönmüyor artık. İnsanoğlu en kötü şartlara bile o kadar kolay adaptasyon yeteneğine sahip ki. Yanlış da olsa, bir süre sonra görevi olduğunu düşünüyor, yanlışının..Sizin seçiminiz dik durmak veya başı önde olmaksa hayatta..İkisinden de vazgeçin..Bu da yanlışınız olmaktan çıksın hayatınızda..
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


21/5/2006 - 1.000 YAZARI OLAN BİR KİTAP YAZIYORUZ...Biz Kim miyiz? Biz SiZİZ

 

                    Bir yaşamak uğraşısıdır kitap,bir yazı sanatı belki, sınırların ötesinde sınırsızlığı yakalama riski biraz da..Deneme, roman, hikaye, oto-biyografi...

                     Tarih, tarihimiz, kişisel menkıbemiz, o naif sayfaların içinde. Fuzulî' nin kitaplarını okuyor, sonra O'nun hayatını yine kitaplardan öğreniyoruz. Hayat, hayatın simülasyonu o naif sarı-beyaz sayfalarda..

                      " I have a dream " Martin Luther King. Bir hayalim var demişti. Benim de bir projem var..Ve herkesin her kesimden insanın dahil olacağı bir proje..Gelin hep beraber bir kitap yazalım..Ben ilk satırlara başlıyorum..Ardından ne gelirse gelsin bu hikaye bizi nereye götürürse götürsün..Ama bizim olsun..Ortak aklın ürünü bir yapıt çıksın ortaya..Ve çocuklarımıza bu eseri bırakalım hiç olmazsa..İstediğiniz şekilde yön verme konusunda özgürsünüz..2 satır da olsa sizin de çorbada tuzunuz olsun..Bu kitaptaki şu satırlar BENİM diyebilin..Ama bu kitap zaten BİZİM..Bir sınır yok satırlarınızda fakat kaptırıp da kitabı bitirmeyin.. 5-10 satırı geçmeyelim..Sonra nasıl olsa sıra tekrar size gelir..Nasıl katılacaksınız ? En kestirme yolu kitaba devam satırlarınızı bana mail atın.  www.gazeteciozel@lycos.com  Siteden kopyalama yoluyla da PC'nize alın tüm metni..Hem sizde olsun hem bende..Merak etmeyin imla hataları dışında hiçbir kelimeye dokunulmayacak, aynen yayınlanacak..Ve her yeni satır farklı renkte olacak..Parantez içinde isimler olacak..İsteyenin yayınlanmayacak elbette..Beni tanıyın tanımayın..Ama bu yazıyı okuyan herkes hikayeye katkıda bulunabilir...Yazan -okuyan herkese teşekkürler.

 

 

 

İŞTE BAŞLIYORUZ...

 1.000 Yazarlı Kitap

 

                    Kesif bir sis tabakasının ortasında buluştu yalnızlığıyla..Özlemişti O'nu..Biraz gergindi yalnızlığı..Tutunmak istedi dallarına, ulaşamadı..Bir okyanusta istiridye ya da bir ormanda kardelen gibi düşündü kendini, ormanlara da kar yağardı ve dünyadaki en güzel iki rengin beyaz ve yeşil olduğunu düşündü..Yine yalnızlığından uzaklaştığını hissetti usulca..

Kızmadı kendine kızamadı. Cebinden bir paket çıkardı, içinden birşey aldı ve yaktı. Yoğun sise karıştı nefesi..Hava puslu yol hasretlikti. Hem artık kanatları da yoktu. Çok küçükken koparıp atmıştı onları, yaşamın sızısını derinlerinde hissedebilmek için..Yalnızlığına hem çok yakın hem de çok uzaktı..

                     Ay' a ihanet edercesine yüzünü güneşe dönen ayçiçekleri ya da bir damlacıkla yeşeren çimenler gibi hissetti kendini..Gece solup gündüz açan ve O'na yarasını unutturan lapa lapa yağan karın simsiyah yüzünü gördü. Tadına baktı; beyazdı..............(efedeniz).. 

                      Kalbinin atışlarını dinledi. Yüreği krater gölü gibiydi. Bir yanı soğuk buz içinde, bir yanı için için kaynıyordu. Bir sevdası vardı içini kemiren. Birgün sevdası öldü. . Kurşun uzaklardan geldi. Faili meçhuldü ama ya kendisi idi yada kendinden birisi..........(cemdeniz)..                 

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


12/5/2006 - SİNTAKS' LA CANIM SİNTAKSLA :P




    Merhaba sevgili internet kullanıcıları. Öncelikle sintaks'ın ne olduğu konusunda bir-iki ufak cümle kuralım. Sonrası zaten malum.

                          

Sintaks kelime anlamıyla " sözdizimi kuralı " demek. Cümle içinde, bir kelimenin yanlış yerde durması veya yanlış yere konulan bir virgül hattâ virgülün konmaması tamamıyla anlam bütünlüğünü bozar.

                          

Bir örnek verelim :  Metin , arkadaşını arayan Ahmet' in oğlu Cengiz' i tanımadı. Cümle kurarken ifadenin ne anlama geleceğini düşünmemek işte bu sonucu doğuruyor.

                          

Arayan Ahmet mi, Cengiz mi ? Arkadaş, kimin arkadaşı ? Belli değil. Doğru cümle : Arkadaşını arayan Ahmet' in oğlu Cengiz'i Metin tanımadı. Günlük hayatımızda bu tür yanlışları sık yapıyoruz. Medyanın özellikle de yazılı basının bu cümle kurgularına dikkat etmemesi güzel Türkçe'mizi günden güne bozuyor.

                                                                                  (Not : örnek, isimler hariç Nihat Tezeren'in "Yıpratılan Dil Türkçe" kitabından alınmıştır)

                          

Aslında bu blog' da üzerinde durmak istediğim konu Sintaks'ı biraz da mecazi anlamda ele alarak günlük hayatımızda özellikle de medya ve siyaset dünyasında konuşulanları, bu çerçevede hicvetmek. Bir örnekle  sizler de katılırsanız sevinirim.

                                                                                                                            Efe Deniz

                       

 

 

İŞTE BENİM NEDEN' Lİ SORULARIM ?

 

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, uçak yolculuklarında neden business class'ı tercih eder ? Bu ne yaman çelişkidir..! Karşıt düşüncelileri daha iyi anlamak için mi ? Bunun yolu entellektüel birikim midir yoksa sınıf atlamayı bireysel anlamda ele almak mı ?

Geçiniz...

Gazeteci İlnur Çevik Irak Hükümeti' nden 100 milyon doların üzerinde
ihale almıştır. Bu yüzden yazılarında daima büyük lider Barzani' yi ülkece yanlış anladığımızı bizlere tatlı dille izah etmeye çalışır. Bu neden böyledir ? Bugünün idealist, iletişim fakülteleri mezunlarının bu güzel örnekle kafaları karışsın diye mi yoksa böyle bir ders okutuldu da onlar kantinde miydi ?

Geçiniz...

Bu ülkede bazı Yargıtay mensupları, aslında Türkiye'de hiç de haketmedikleri unvana sahip " Mafya Ağabeylerini " neden korur ve nasıl yüzlerce milyarlık mal varlığına sahip olabilir ? Bugünün idealist hukuk mezunlarının ufkunu açmak için mi yoksa rahmetli Özal' ın işini bilen memur prototipini Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte ilelebet yaşatmak için mi?

Geçiniz...

Bir Fransız, bir Hollandalı, bir İtalyan, bir Alman v.s. bizlerden 4-5 kat fazla maaş aldığı halde, kişi başına düşen milli gelirleri bizden en az 5 kat fazla olduğu halde neden " aynı arabaya " bize satılanın yarı fiyatına sahip olur ? Yoksa şu yastık altı hikayesi doğru mu ? Gariplerin yastığı yok mu ?

Geçiniz...

Neden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı konusunda ısrarcı olamaz, olursa İstanbul Büyükşehir Belediye'si başta olmak üzere bütün belediyelerdeki ihale yolsuzlukları ortaya dökülür denir ? Nasıl yani ? Bu halka saflık testi yapıldı da sonuçlar mı açıklanmıyor yoksa bizim bilmediğimiz bişeyler mi dönüyor ? Hayır tamam biraz safız da, durum o kadar mı vahim ?

Geçiniz...

 

Neden siyaset dünyasında çok kolay saf değiştirilir de futbol takımı değiştirilemez ? O tarafa geçmek döneklikse futbol dünyası politik yaşamdan daha mı elit yoksa kontenjan mı yetersiz ? Siyasetçinin bir kalemde bütün dünya görüşü değişir ama tuttuğu takım asla mı?

Geçiniz...

 

Neden maliye bakanı Kemal Unakıtan özelleştirmelerle ilgili " babalar gibi satarım " demiştir ? Babacan tavırlı adamlara bayıldığımız için mi yoksa bu , argodaki " anasını satayım " ın versiyonu mudur ? Peki " Mevlam neyler, neylerse güzel eyler " deyişi bakanımıza uyarlanabilir mi?

Geçiniz...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Toplumun aynası medyada ya da hayatın her alanında.. Sorularımız ve asla bulamadığımız cevaplarımız.. Artık satır aralarında gizli kalan birşey yok ama afişe etmek de bizim derdimiz..

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
<%LinkTitle%>

Kategoriler

  • kategorize etme beni
  • Arkadaşlarım

    ddervish
    forumcuyum
    H2SO4